Ege kıyısında geçen bir tatil, çoğu zaman gidilen yerin adıyla değil, orada geçen bir günün ritmiyle hatırlanır. Sabah serinliğinde açılan bir kepenk, kahvaltıda önünüze konan ve adını ilk kez duyduğunuz bir ot, öğle sıcağında bütün kasabayı yutan sessizlik, akşamüstü suya inen o ilk rüzgâr. Kıyı Defteri tam olarak bunları not ediyor: mekânın kendisini değil, orada nasıl gezileceğini.
Bu yüzden burada fiyat listesi, yıldız sayısı ya da “gitmeden önce mutlaka rezervasyon yaptırın” cümlesi bulamazsınız. Bulacağınız şey daha sade: bir yaz kıyıda nasıl yavaşlar, küçük bir pansiyonun avlusunda hayat nasıl kurulur, balıkçı lokantasının iyi olduğu nereden anlaşılır, eylül ayında deniz hâlâ ılık mıdır.
Defterin üç bölümü
Yazıları üç ana başlık altında topluyoruz. Her bölüm kendi içinde bir rehber gibi okunabilir, isterseniz baştan sona, isterseniz merak ettiğiniz tek sorudan girerek.